Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Çoklu Krizler Çağına Hazır mısınız?
    daktilo2

    Çoklu Krizler Çağına Hazır mısınız?

    Oytun Meçik12 Nisan 20266 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Son yıllarda dünya, birbirini tetikleyen ve çoğu zaman eşzamanlı olarak ortaya çıkan şokların belirlediği bir “çoklu krizler çağı”na girdi. Bu çağ, yalnızca ekonomik dalgalanmaların değil, jeopolitik gerilimlerin, enerji arz şoklarının, iklim krizinin, tedarik zinciri kırılmalarının ve finansal istikrarsızlıkların iç içe geçtiği bir dönemi ifade ediyor. Bu krizler birbirinden bağımsız değil, aksine birbirini besleyen ve çoğaltan bir yapı arz ediyor.

    Pandemi sonrası dönemde ortaya çıkan arz şokları, çoklu krizler çağının ilk büyük kırılmasını oluştururken, küresel üretim ağlarının Çin merkezli yoğunlaşması, COVID-19 sürecinde ciddi darboğazlara yol açtı ve buna bağlı olarak yarı iletken krizinden konteyner taşımacılığına kadar geniş bir alanda maliyet artışları gözlemlendi. Bu süreç, dünya genelinde enflasyonist baskıları tetikledi ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde fiyat istikrarını kırılgan hale getirdi. Ancak bu kırılganlık 2022 sonrasında enerji piyasalarında yaşanan gelişmelerle daha da derinleşti.

    Savaşlar, Petrol ve Enerji

    Rusya-Ukrayna savaşıyla başlayan enerji şoku, küresel ekonomide yeni bir dönemin kapısını aralarken, 2026 yılında İran merkezli jeopolitik krizle birlikte bu şok çok daha karmaşık ve derin bir boyut kazandı. İran krizi, enerji piyasaları açısından yalnızca bir arz kesintisi riski değil, aynı zamanda küresel enerji ticaretinin kalbi olan Hürmüz Boğazı’nın güvenliği üzerinden sistemik bir tehdit yaratıyor. Küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar geçitte yaşanan aksamalar, enerji fiyatlarını hızla yukarı çekebiliyor. Nitekim son gelişmeler petrol fiyatlarının kısa sürede sert yükselişler gösterebildiğini ortaya koydu. Bunların sonucunda Brent petrolün 100 doların üzerine çıkarak ciddi artışlar göstermesi, piyasalardaki risk algısının ne denli yüksek olduğunun bir kanıtı.

    Daha da önemlisi, Hürmüz Boğazı’nın kapanması ihtimali, petrol fiyatlarının 150 hatta 200 dolar seviyelerine kadar çıkabileceğine yönelik beklentileri güçlendirdi. Kuşkusuz bu tür bir senaryo, yalnızca enerji maliyetlerini değil, aynı zamanda küresel enflasyon dinamiklerini köklü bir şekilde değiştirebilecek niteliktedir. Zira enerji, modern ekonomide neredeyse tüm üretim süreçlerinin temel girdilerinden birini oluşturuyor. Taşımacılıktan tarıma, sanayiden hizmet sektörüne kadar geniş bir alanda maliyetlerin temel bir belirleyicisi niteliğinde…

    İran kriziyle birlikte ortaya çıkan enerji şoku, talep yönlü enflasyon dinamiklerinden farklı olarak arz yönlü bir enflasyon baskısı yaratıyor. Bu durum, merkez bankalarının politika araçlarını sınırlayan bir özellik taşımaktadır. Nitekim ABD’de dahi enflasyonun yeniden yükselişe geçmesi beklenirken, para politikasının bu tür arz şoklarına karşı sınırlı etkiye sahip olduğu biliniyor. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde’ın da ifade ettiği üzere, İran kaynaklı enerji şokları, enflasyon üzerinde “doğrudan ve önemli” bir yukarı yönlü baskı yaratıyor ve bu yüzden enflasyonun beklenenden daha yüksek seviyelere çıkmasına neden olabiliyor.

    Türkiye’nin Büyük Sınavı: Beklentileri Yönetmek

    Türkiye ekonomisini bu bağlamdan bağımsız analiz etmek ise mümkün değil, zira Türkiye, hem küresel finansal döngülere hem de enerji ve ticaret ağlarına yüksek derecede entegre bir ekonomi. Bu nedenle, Türkiye’deki son makroekonomik gelişmeler ancak küresel çoklu kriz dinamikleriyle birlikte ele alındığında anlamlı bir bütünlük kazanır. Bu süreçte Türkiye’nin enerji ithalatına olan yüksek bağımlılığı, bu tür şokların doğrudan makroekonomik dengeye yansımasına neden oluyor. Türkiye, toplam enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 90’ını ithal eden bir ülkedir ve bu durum, petrol fiyatlarındaki artışların cari açık ve enflasyon üzerinde hızlı ve güçlü etkiler yaratmasına yol açabiliyor. İran krizinin derinleşmesiyle birlikte artan enerji maliyetleri, Türkiye’nin dış ticaret dengesini bozucu ve cari açığı genişletici etkilere yol açıyor.

    Enerji fiyatlarındaki artışın enflasyona geçiş kanalları ise oldukça çeşitli. Öncelikle doğrudan etki olarak akaryakıt ve enerji fiyatlarındaki artış tüketici fiyat endeksine hızlı bir şekilde yansıyor. Bunun yanı sıra dolaylı etkiler de oldukça güçlü. Artan enerji maliyetleri, üretim maliyetlerini yükselterek sanayi ürünlerinin fiyatlarını artırıyor; taşımacılık ve lojistik maliyetlerinin yükselmesi ise gıda fiyatlarından perakende ürünlere kadar geniş bir alanda fiyat artışlarına yol açıyor. Bu süreç, maliyet enflasyonunun daha da genelleşmesine neden oluyor.

    Türkiye’de enflasyon beklentileri açısından bakıldığında, İran krizinin etkisi yalnızca mevcut fiyatlar üzerinden değil, aynı zamanda beklenti kanalı üzerinden de kendini gösteriyor. Zira enflasyon beklentileri, ekonomik aktörlerin gelecekteki fiyat artışlarına ilişkin öngörülerini yansıtır ve bu beklentiler, ücret taleplerinden fiyatlama davranışlarına kadar geniş bir alanda belirleyici rol oynar. Enerji fiyatlarının hızla yükseldiği böyle bir ortamda, firmalar maliyet artışlarını önceden fiyatlarına yansıtma eğilimine girerken, çalışanlar da reel gelirlerini korumak amacıyla daha yüksek ücret taleplerinde bulunabilir. Dolayısıyla bu durum enflasyonun kalıcılığını artıran bir mekanizmayı tetikliyor.

    Politika Yapıcıların Denge Arayışı

    Küresel ölçekte de benzer bir dinamik gözlemleniyor. İran krizinin uzaması durumunda, enerji fiyatlarının kalıcı olarak yüksek seviyelerde seyretmesi, enflasyon beklentilerinin yukarı yönlü sapmasına neden olabilir. Bu durum, merkez bankalarının güvenilirliğini zorlayan ve para politikası aktarım mekanizmasını zayıflatan bir etki yaratır. Türkiye gibi geçmişte yüksek enflasyon deneyimi yaşamış ekonomilerde ise beklenti kanalı çok daha hassastır. Bu nedenle enerji şoklarının enflasyon üzerindeki etkisi daha kalıcı ve derindir.

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın son dönemde izlediği sıkı para politikası, bu beklentileri çıpalamayı amaçlıyor olsa da İran krizi gibi dışsal şoklar, para politikasının etkinliğini sınırlayabilecek unsurlar arasında yer alıyor. Zira faiz artışları, talebi sınırlayarak enflasyonu düşürmeye yardımcı olabilir, ancak enerji fiyatlarından kaynaklanan maliyet artışlarını doğrudan kontrol edemez. Bu durum, politika yapıcıları zor bir denge arayışıyla karşı karşıya bırakıyor.

    Bununla birlikte İran krizinin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri yalnızca enerji fiyatlarıyla sınırlı değil. Küresel risk iştahındaki azalma ve artan belirsizlik, sermaye akımlarını da etkiliyor. Jeopolitik gerilimlerin arttığı dönemlerde yatırımcılar daha güvenli varlıklara yönelme eğilimine girdiğinden, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışları yaşanabiliyor. Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan ekonomiler için bu durum, finansman maliyetlerinin artması ve döviz kurunun baskı altında kalması anlamına geliyor.

    Kur artışları ise Türkiye ekonomisinde enflasyonun en önemli belirleyicilerinden biri. Döviz kurundaki yükseliş, ithal girdi maliyetlerini artırarak enflasyonu beslerken, aynı zamanda beklentiler üzerinde de olumsuz etkiler yaratıyor. Bu nedenle İran krizinin dolaylı etkileri, kur kanalı üzerinden de enflasyonu yukarı yönlü baskılıyor. TCMB ise kur kontrolü ile bu kanalın doğrudan etkilerinin ortaya çıkmaması konusunda kararlı bir duruş sergiliyor.

    Her Şeyin Başı: Yapısal Faktörler

    Çoklu krizler çağında Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu temel sorun, bu tür dışsal şoklara karşı yeterli dayanıklılığa sahip olup olmadığı aslında. Enerji bağımlılığı, düşük tasarruf oranları, yüksek enflasyon geçmişi ve kur oynaklığı gibi yapısal sorunlar, kuşkusuz Türkiye’yi bu tür şoklara karşı daha kırılgan hale getiriyor.

    Sonuç olarak, İran kriziyle derinleşen enerji şoku, çoklu krizler çağının en güncel ve en belirleyici örneklerinden birini oluşturuyor. Bu kriz, küresel ekonomide enflasyon, büyüme ve finansal istikrar arasındaki hassas dengeyi yeniden şekillendirirken, Türkiye ekonomisi ise bu sürecin hem doğrudan hem de dolaylı etkilerine maruz kalıyor ve kalmaya devam edecek. Zira enerji fiyatlarındaki artış, cari açık ve enflasyon üzerinde baskı yaratırken, küresel finansal koşullardaki değişimler ve jeopolitik riskler makroekonomik istikrarı zorlamayı sürdürecek.

    Bu bağlamda Türkiye’nin önünde iki temel görev bulunmaktadır. Birincisi, kısa vadede enflasyonla mücadele ve makroekonomik istikrarın sağlanması. İkincisi ise uzun vadede bu tür şoklara karşı dayanıklılığı artıracak yapısal dönüşümlerin gerçekleştirilmesi. Çoklu krizler çağında başarılı olabilmek, yalnızca krizlere tepki vermekle değil, aynı zamanda bu krizleri öngörebilen ve stratejik bir perspektifle yönetebilen bir ekonomi politikası yaklaşımını gerektiriyor. Çünkü burada gündeme gelen krizler, dünya ekonomisi için ne ilk ne de son krizler olacaktır. Özetle: Çoklu krizler çağına hoş geldiniz, fragman bitti, şimdi film başlıyor.

    FotoğraF: Ante Hamersmit 

    Ekonomi R2
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikÇin Şimdilik İran Savaşı’nı Avantaja Çeviriyor
    Sonraki İçerik Netflix Şifresinden Makarnanın Gramajına: Bekarlık Vergisi

    Diğer İçerikler

    daktilo2

    Macaristan Demokrasisinin Zorlu Sınavı: 12 Nisan Seçimleri

    12 Nisan 2026 İlteriş Ergun
    daktilo2

    Hilmi Demir: Dini manipülasyon yapan rejimler, kendi politikalarına uymayan her türlü iç ve dış aktörü inanç düşmanı olmakla suçlayarak şeytanlaştırır

    12 Nisan 2026 Gökhan Korkmaz
    daktilo2

    İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – III

    12 Nisan 2026 Birol Başkan

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    Yerelden Küresele Barış: Ortadoğu’da Kadın Liderliği ve Çoklu Krizler

    10 Nisan 2026 Yazılar Ayşe Kaşıkırık

    Artificial Intelligence, Natural War, and Something Called Humanity — If Any Remains

    9 Nisan 2026 D84 INTELLIGENCE Reza Talebi

    Dünya Gündemi: Trump’ın İran’a Verdiği Süre Dolarken İran’da ve Orta Doğu’da Savaş Nasıl Seyrediyor?

    7 Nisan 2026 Bültenler Bahadır Çelebi

    ABD Gündemi: No Kings Protestoları, İran Savaşı Çıkmazı ve NATO Krizi

    7 Nisan 2026 Bültenler Emrullah Özdemir

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Nisan 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}