Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Eteğin Boyu, Erkeğin Donu Ekonomiyi Anlatabilir mi? 
    daktilo2 Yazılar

    Eteğin Boyu, Erkeğin Donu Ekonomiyi Anlatabilir mi? 

    Elif Avcı22 Mart 20266 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Bu hafta malum bayram. Yetişkin hayatında kendine bayramlık almaya devam eden; o çocukluktan kalan “bayram sabahı yeni kıyafetleri giyme” heyecanını yaşatan kaç kişiyiz bilmiyorum. Ben o geleneğe sadık kalanlardanım. Bu hafta bir arkadaşımla alışverişe çıktığımızda ise kendimizi tanıdık bir döngünün içinde bulduk: “Her şey ateş pahası” feryatları, “bu artık ucuz mu pahalı mı anlamıyorum” itirafları ve “dışarıda üç kahve içmesem bu pantolonu alırım” hesapları… 

    Aslında bu hesaplar sadece bizim bütçe zorlamalarımızdan ibaret değil, ardında devasa bir ekonomik psikoloji yatıyor. Biz mağazalarda fiyat etiketlerine bakıp ne alacağımıza karar vermeye çalışırken aslında ekonomistlerin veri setlerine titizlikle kaydettiği bir davranış kalıbını sergiliyoruz. 

    Ekonominin sadece grafiklerden ve rakamlardan ibaret olmadığı, aksine ruj rengiyle, topuk yüksekliğiyle ve en ilginci de etek boyuyla okunabileceği fikri bir “magazin haberi” değil, literatürde ciddiye alınan bir analiz yöntemi. Çünkü mesele şu: Bizler ekonomik baskı altındayken gerçekten rasyonel kararlar mı alıyoruz, yoksa duygusal dürtülerimizi mantıklı görünecek şekilde mi paketliyoruz? Araştırmalar ikincisinin çok daha baskın olduğunu fısıldıyor. 

    Etek Boyu ve Borsa: Hemline Index’in İddiası 

    1926 yılında ekonomist George Taylor, ilk kez ve gayet ciddi bir şekilde şunu öne sürdü: Ekonomi iyi gittiğinde etekler kısalır, kötüye gittiğinde uzar. Hemline Index denen bu teze göre kadınlar, refahla birlikte daha fazla bacak gösterdikleri kısa eteklere, sıkıntı dönemlerinde ise kendilerini daha çok örttükleri modellere yöneliyorlar.  

    Kısalan etekler sadece modanın bir dalgasını değil, sosyal bir serbestleşmeyi, harcamaya olan iştahı ve geleceğe dair özgüveni yansıtıyor.  

    Tarihsel kronoloji de bu iddiayı destekleyen ilginç duraklarla dolu: 

    • 1920’ler: “Flapper” dönemiyle gelen ekonomik patlama ve diz üstüne çıkan elbiseler. 
    • 1929 Büyük Buhranı: Borsanın çöküşüyle eş zamanlı olarak eteklerin bileklere kadar uzaması. 
    • İkinci Dünya Savaşı Sonrası: Gelen iyimserlik rüzgarıyla mini eteğin yükselişi. 
    • 1970’lerin Stagflasyonu: Ekonomik daralma ve belirsizlikle birlikte midi ve maksi modellerin podyumları geri alması. 

    Bu ilişkiyi istatistiksel olarak ispat etmek zor. Nedensellik mi, korelasyon mu, yoksa tesadüf mü? Tartışma bitmedi. Ama şunu söylemek mümkün: Moda, ekonomik durumun habercisi olmasa bile en azından toplumun ruh halinin aynası olabiliyor.  

    Krizin Dudaktaki İzi: Ruj Endeksi 

    Peki, sadece etek boyu mu? 2001 yılında Estée Lauder’ın o dönemki CEO’su Leonard Lauder, markasının satış grafiklerinde ilginç bir sapma fark etti ve bu gözlem kısa sürede literatüre “Lipstick Effect” (Ruj Endeksi) olarak geçti. Mantık, etek boyu kadar görsel değil belki ama çok daha derin bir hayatta kalma güdüsüne dayanıyor: Kriz kapıyı çaldığında ve büyük lüks harcamalar (tatiller, otomobiller, tasarım çantalar) rafa kalktığında, ruj gibi “ulaşılabilir” küçük ödüllerin satışı artıyor. 

    2008 küresel krizi, bu teorinin hepimizin dahil olduğu bir deney ortamında test edilmesini sağladı. Dev otomobil markaları ayakta kalmaya çalışırken, kozmetik sektörü beklenmedik bir büyüme ivmesi yakaladı. Yeni bir gardırop kuramayan ama aynaya baktığında kendini iyi hissetmek isteyen tüketici için ruj, bir tür “ucuz teselli” haline geldi. 

    Tabii her teori gibi Ruj Endeksi de zamanla evrildi. Özellikle pandemi süreci, bu teoriyi yeni yeniden çerçeveledi: Yüzlerin maskelerle kapandığı aylarda ruj satışları doğal olarak düştü. Rujun yerini maskara ve göz farı aldı; evde geçirilen vakit ise oje ve cilt bakım ürünlerini patlattı. Ürün değişse de ölçülen şey aynı kaldı: Büyük harcamaları kaldıramayanların kendine verdiği küçük izinler. 

    Yüksek Topuk Endeski 

    Etek boyu ve rujdan sonra, bu yazının en kışkırtıcı aktörüne geliyoruz: High Heel Index (Yüksek Topuk Endeksi). İddia, etek boyunun tam tersi bir istikamette ilerliyor:  
    Ekonomi daraldıkça, topuk boyları yükselir.  
     
    Neden mi? Çünkü belirsizlik ve kriz dönemlerinde, gerçekliğin o gri zemininden biraz olsun uzaklaşma arzusu yüksek topuklara yansır. Topukluların bedene verdiği o dik duruş, ekonomik güvencesizliğin ortasında bir tür üstünlük ve kontrol hissi vaat eder. 

    Ancak kabul etmek gerekir ki, bu teori diğerlerine göre çok daha zayıf bir temele dayanıyor. Veriler bazen bu iddiayı desteklerken, bazen tam tersini söylüyor. Haliyle bu teoriyi ele alırken “power dressing” kavramıyla birlikte düşünmek gerekiyor. Ekonomisi iyi ülkelerde bile kriz dönemlerinde “power dressing” trendleri yükseliyor. Omuz vatkalı ceketler, topuklu botlar, keskin kesimler. 1980’lerin resesyon döneminde Wall Street kadınlarının giyim tarzı bunun belki de en ikonik örneği. Korku döneminde güç performansı sergilemek, tamamen irrasyonel değil; aksine çok insani. 

    Görünmez Krizin Sayacı: Erkek Donu Endeksi (MSI) 

    Etek boyu, ruj, topuk ve çanta derken, bu listeye “en mahrem” halkayı eklemeden geçmek olmaz. Eski FED Başkanı Alan Greenspan’e atfedilen Menswear Index, gayriresmi adıyla Erkek İç Çamaşırı Endeksi belki de bu listedeki en absürt ama bir o kadar da dürüst gösterge. 

    Buradaki mantık, diğer teorilerin dışavurumculuğundan çok daha düz bir yere, “görünmezliğe” dayanıyor: “Bir erkek için iç çamaşırı, başkası tarafından fark edilmeyecek, dolayısıyla kriz anında en kolay ertelenebilecek harcamadır.” Erkekler iç çamaşırı almayı erteliyorsa ekonomi çoktan dibe vurmuştur. 

    Greenspan bu teoriyi 2008 küresel krizinin ardından dile getirdiğinde kimse gülmedi; çünkü veriler, iddiasını fazlasıyla  doğruluyordu. Kadınların rujundan “umut” okuyan ekonomi dünyası, erkeğin donundan “dip noktasını” ölçüyordu. 

    Sonuç: Rakamların Değil, Duyguların Ekonomisi 

    Peki, bunca endeks ve teori bize ne anlatıyor? Moda ekonomiyi gerçekten okuyabilir mi? Cevabım; kısmen evet, tamamen hayır ve asıl soru muhtemelen bu değil. 

    Saydığım hiçbir endeks yarınki borsa kapanışını tahmin etmek için kullanılamaz; bu verileri iktisat öğrencilerine krizin somut göstergesi gibi sunmak da biraz zorlama olur. Sokakta yürüyen birinin eteğine ya da rujunun tonuna bakıp büyüme rakamlarını hesaplayamazsınız; ama kalabalığın harcama tercihlerindeki o sessiz dönüşümü okuyabilirseniz, borsanın asla söyleyemediği bir şeyi anlarsınız: 
     
    İnsanların ne kadar umutlu ya da ne kadar yorgun hissettiklerini. Ve belki asıl mesele de bu. 

    Geçen gün, iddiası geleceğin ekonomistlerini yetiştirmek olan bir program gördüm. Sekiz eğitmen, büyük hedefler… Aralarında tek bir kadın yoktu. Bu yazı, bir bayram kıyafeti alışverişinden ve o erkek erkeğe planlanmış programa karşı oluşan tansiyon yükselmesinden doğdu. 

    Görünen o ki, ekonomiyi sadece sayılardan ibaret sanan o “eski dünya” ve onun yalnızca erkeklerden oluşan kürsüleri bizi ancak buraya kadar getirebildi. 

    Ötesine nasıl gidilir tam bilmiyorum. Ama insanların duygularını, korkularını ve o meşhur “ev matematiğini” yok sayan bir yerden gidilemeyeceğinden eminim. 

    Referanslar ve İleri Okuma

    • Van Baardwijk, M., & Franses, P. H. (2010). The hemline and the economy: Is there any match? Erasmus University Rotterdam. 
    • Silverstein, M. J., & Fiske, N. (2003). Trading up: The new American luxury. Harvard Business Review, 81(4), 48–57. 
    • Hill, S. E., Rodeheffer, C. D., Griskevicius, V., Durante, K., & White, A. E. (2012). Boosting beauty in an economic decline: Mating, spending, and the lipstick effect. Journal of Personality and Social Psychology, 103(2), 275–291. 
    • Bain & Company. (2023). Luxury Goods Worldwide Market Study. 
    Dünya Ekonomi L1
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikYakup Kadri’nin Sodom ve Gomore Romanında Ulus Kimliğin Heteronormatif Sınırları
    Sonraki İçerik İran Yaptırımlarının Muhtemel Geleceği: Türkiye ve Bölge İçin Uyum Odaklı Bir Öngörü

    Diğer İçerikler

    daktilo2 Yazılar

    Müslüman Dünyanın Geri Kalmışlığı Üzerine: Bir Kitap Değerlendirmesi

    22 Mart 2026 Birol Başkan
    daktilo2 Yazılar

    İran Yaptırımlarının Muhtemel Geleceği: Türkiye ve Bölge İçin Uyum Odaklı Bir Öngörü

    22 Mart 2026 Şafak Herdem
    daktilo2 Yazılar

    Yakup Kadri’nin Sodom ve Gomore Romanında Ulus Kimliğin Heteronormatif Sınırları

    22 Mart 2026 Öznur Akcalı Yılmaz

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    Müslüman Dünyanın Geri Kalmışlığı Üzerine: Bir Kitap Değerlendirmesi

    22 Mart 2026 daktilo2 Yazılar Birol Başkan

    İran Yaptırımlarının Muhtemel Geleceği: Türkiye ve Bölge İçin Uyum Odaklı Bir Öngörü

    22 Mart 2026 daktilo2 Yazılar Şafak Herdem

    Eteğin Boyu, Erkeğin Donu Ekonomiyi Anlatabilir mi? 

    22 Mart 2026 daktilo2 Yazılar Elif Avcı

    Yakup Kadri’nin Sodom ve Gomore Romanında Ulus Kimliğin Heteronormatif Sınırları

    22 Mart 2026 daktilo2 Yazılar Öznur Akcalı Yılmaz

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}