Hariçten Gazel Haftalık Dış Haberler Bülteni (10-16 Şubat 2026)
Son haftalarda ABD-İran gerilimi, küresel siyaset gündeminin en önemli başlıkları arasında yer alıyor. 6 Şubat’ta Umman’da bir araya gelen ABD ve İranlı yetkililer bugün İsviçre’de tekrar bir araya geliyor. Öte yandan, ABD’nin Basra Körfezi’nde askeri yığınağını arttırdığı haberleri de ajanslara düşüyor.
ABD-İran gündeminde diplomatik çözüm arayışı sürerken, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in ev sahipliğinde Cuma günü başlayıp 3 gün süren 62. Münih Güvenlik Konferansından dünya siyasetine ve küresel düzenin dönüşümüne dair çok önemli mesajlar çıktı. Gelin bu yazıda önce Münih Güvenlik Konferansının tarihine ve önemine kısa bir bakış atıp sonrasında son konferanstan çıkan mesajları değerlendirelim.
Münih Güvenlik Konferansı Nedir?
Münih Güvenlik Konferansı, Almanya’nın Münih kentinde her yıl düzenlenen dünyanın en önemli güvenlik politikası forumudur.
Devlet başkanları, bakanlar, askeri yetkililer ve uzmanlar; küresel güvenlik tehditlerini gayri resmi bir ortamda tartışmak amacıyla bu konferansta bir araya gelir. Konferansın sloganı “Diyalog Yolu ile Barış”tır. Münih Güvenlik Konferansı, silah, savunma ve güvenlik endüstrisinin Davos’u olarak da kabul edilir.
Konferans, 1963 yılında Ewald-Heinrich von Kleist tarafından, Soğuk Savaş döneminde NATO ülkeleri arasında -özellikle de Transatlantik ilişkiler- iş birliğini artırmak amacıyla kuruldu. İlk toplantılarda Helmut Schmidt ve Henry Kissinger gibi önemli isimler de yer aldı.
Konferans, Transatlantik ilişkileri güçlendiren, çatışma çözümüne dayalı, diyalog odaklı yaklaşımlar geliştiren ve yeni güvenlik inisiyatiflerine kapı açan çok yönlü bir platform görevini ifa ediyor. Soğuk Savaş’ın gergin dönemleri için oldukça anlamlı diplomatik görüşmelerin yapıldığı konferans 1963’ten beri aralıksız devam ediyor.
Soğuk Savaş sonrası dönemde, Balkanlarda ve Orta Doğu’da yaşanan gerilimler, Ukrayna savaşı ve NATO’nun iç dinamikleri gibi konuları ele almayı sürdüren konferans her yıl 60’tan fazla ülkeden onlarca siyasi lider, profesyonel ve uzmanı bir araya getiriyor.
2007 Münih Güvenlik Konferansı ve Putin’in Konuşması
Hafızalara kazınan ve küresel siyaset açısından bir kırılma yaratan konferanslardan biri 10 Şubat 2007 yılında gerçekleşmişti. Zira bu konferansta Rusya Lideri Putin; ABD’nin tek kutuplu dünya düzenini, NATO’nun doğuya genişlemesini, füze savunma planlarını ve uluslararası hukukun ihlalini sertçe eleştirmiş ve çok kutuplu bir dünya çağrısı yapmıştı.
Putin’in bu konuşması, Rusya’nın Soğuk Savaş sonrası pasif tutumundan vazgeçip uluslararası ilişkilerde bağımsız ve iddialı bir aktör olacağının ilanı olarak görülmüştü ki Rusya’nın sonraki dönemde Gürcistan, Kırım, Suriye ve Ukrayna müdahaleleri bu argümanın doğru olduğunu göstermişti.
62. Münih Güvenlik Konferansında Neler Konuşuldu?
Geçtiğimiz yıl yapılan konferansa, çiçeği burnunda Trump hükümetinin Başkan Yardımcı J. D. Vance’in konuşması damga vurmuştu.
Vance, konuşmasında Avrupa’nın ifade özgürlüğü konusundaki tutumunu eleştirmiş, Trump’ın seçilmesine saygı duyulması gerektiğini vurgulamış ve Avrupa’nın kendi güvenliği için daha çok çaba göstermesi gerektiğini salık vermişti. Bu konuşma Transatlantik ilişkilerde yaşanacak çatlakların ön habercisi olmuştu.
Bu sene Vance yerine konferansa ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio katıldı ve daha dengeli bir konuşma yaptı. Trump yönetiminin Avrupa’ya yönelik eleştirilerini daha yumuşak bir tonla tekrar ettikten sonra ABD’nin Avrupa’nın çocuğu olduğunu söyledi ve küresel sistemde gereken değişikliği Avrupa ile birlikte yapmak istediklerini, eğer bu olmazsa kendi başlarına da değişimin fitilini ateşleyeceklerini ifade etti.
Rubio’nun açıklamaları Avrupalı liderlerde rahatlama hissi yarattı. Zira geçen seneki Vance konuşması felaketinden sonra Rubio’dan da daha eleştirel ve Transatlantik ilişkilere daha çok zarar verecek bir konuşma beklentisi içindeydiler. Ancak Avrupalıların beklediği kötü senaryo gerçekleşmedi ve Rubio’nun konuşması daha olumlu karşılandı.
Marco Rubio’nun ciddi bir devlet adamı görüntüsünde son derece dengeli diplomatik açıklamalar yapması, Trump’tan sonra başkanlığa adaylığını koymak istediğinin de bir göstergesi olarak okundu.
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in konuşması da dikkat çekiciydi. Merz, konuşmasında Avrupa’nın tekrar dünya siyasetine güçlü bir şekilde döneceğini, Almanya’nın ordusunu güçlendireceğini ve artık Avrupa’nın güvenlik konusunda kendi ayakları üzerinde durması gerektiğini belirtti.
Konferans aralarında Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky alışılmış diplomasi hamlelerini sürdürdü ve (çatırdayan) Batı ittifakının savaşta onlara destek vermesi taleplerini yineledi. Ancak Trump Haziran ayına kadar Ukrayna’da barış istiyor. Zira Trump, Kasım’da yapılacak ABD ara seçimlerine Ukrayna Savaşı’nı bitirmiş başkan olarak gitmek istiyor ve bu nedenle barış için bastırıyor.
Ukrayna’da barış için diplomatik görüşmeler sürüyor ancak somut ilerlemelerden kimse henüz bahsedemiyor. Nitekim Rus yönetimi Münih Güvenlik Konferansında da yer almadı. Ancak belirtmek gerekir ki hem Rusya hem de Ukrayna barışa ulaşmak için ABD baskısını üzerlerinde hissediyor ve muhtemelen ilerleyen dönemde daha çok hissedecek.
Konferanstan diğer bir önemli başlık ise SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ve Rojava Dış İlişkiler Komitesi Eş Başkanı İlham Ahmed’in Suriye heyeti ile birlikte konferansa katılması oldu. SDG yönetimi, Suriye hükümeti ile entegrasyon anlaşmasını uluslararası platformda meşrulaştırmak ve ABD desteğiyle Şam’la uzlaşmayı pekiştirmek amacıyla konferansa katıldı. Nitekim, Mazlum Abdi’nin ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi ve ikilinin birlikte poz vermesi, Suriye’de ilerleyen entegrasyon sürecini teyit eden bir gelişme oldu.
13–15 Şubat 2026 tarihleri arasında düzenlenen konferansta, 60’tan fazla devlet ve hükümet başkanı ile akademi ve silah sanayisinden 1000’i aşkın katılımcı hazır bulundu. Büyük küresel olayların yanı sıra güvenlik alanında birçok küçük görüşme de aktörler arasında gerçekleştirildi. Ancak dünyanın gelmiş olduğu noktada karşı karşıya bulunduğu büyük sorunlara çözüm olabilecek bir perspektifin konferanstan çıktığını da söyleyemeyiz.

