Kemal Can: “Kimlikleri ve aktörleri birincil siyasi mesele olmaktan çıkartan ve tercihleri konuşmaya başlayan bir siyaset dili şart”

Türk Siyasal Hayatı programının 4. Haftası’nda Daktilo1984 ekibi “Türkiye’de Siyaset: Sorunlar ve Umutlar” başlığı altında, 2020 yılında Türkiye’de siyasetin nasıl geçtiğine yönelik bir analizi içeren programını, gazeteci-yazar Kemal Can’ı konuk ederek gerçekleştirdi.

Özellikle Türkiye’de siyasetin kırılmalarının neler olduğu ve nasıl bir rota izlendiği yönünde yorumlarla başlayan Kemal Can, devamında yeni sistemin getirdiği muhalefet bloğu ile iktidar bloğunun konumlanışlarını ele alarak, bugünün zaruretleri ve gelecekte neler yapılabileceği konuşuldu.

“İktidarın tavrı, 2020 öncesi dönemde başladığı ve 2020’de de en şiddetli halini alarak devam etti”

Özellikle de, iktidarın kendisini “yeni bir kurucu iktidar” olarak tanımladığı görüşlerine katılmadığını, bunların birer yanılgı olduğunu belirten Can, iktidarın tek derdinin; gücünü nasıl konsolide edebileceği olduğunu vurguladı.

Muhalefete yönelik de, açıklamalarda bulunan Can, muhalefetin bir araya gelmesinde yaşadığı güçlükleri konu alarak, iktidarın savunma reflekslerine göre konum aldığı ve yeni bir şey ortaya koymaya cesaret edemediği yönünde vurgu yaptı.

“Muhalefetin ‘biz onların yapamadığını yapabiliriz’in ötesinde politika üretmesi gerekiyor.”

Aksi takdirde, muhalefetin, kararsızlar olarak adlandırdığımız kesim için etkili olamayacağını vurguladı.

Bütün dünyanın sistemik olarak siyasetsizleştirme dönemi sonrasında “popülist ve kutuplaştırıcı politikaların” dünya siyasetinde ortaya çıktığına yönelik vurgu yapan Can, bu siyasetsizleştirme döneminin sonrasında, gerek ABD’de ve gerek bizde, daha çok kimlik krizleriyle boğuşan siyasetin temellerini attığının altını çizdi. Kişiler üzerinden kurulamayan siyasi dilin, kimlikler üzerinden kendisini yeniden inşa ettiğini belirtti. Türkiye de bu dalgadan etkilendi.

Can; bunu kırmanın yolunun, karşı kimlikler geliştirmek olmadığını, yeniden, kimlikleri ve aktörleri birincil siyasi mesele olmaktan çıkartan ve tercihleri konuşmaya başlayan bir siyaset dili olduğunu vurguladı.