Genel Bakış

Kazakistan Cumhuriyeti, coğrafi konum bakımıyla Doğu Avrupa ve Orta Asya’daki bağımsız bir devlettir. Türkiye, Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ile birlikte modern dünyamızdaki yedi bağımsız Türk devletinden bir tanesidir. Türk Konseyi ve Türksoy’un üyesidir. Başkenti eski adıyla Astana yeni adıyla Nur-Sultan’dır. Topraklarının %15’i Avrupa’da, kalanı Asya’da bulunmaktadır. Yüzölçümü bakımından 2.727.300 km² ile dünyanın en büyük dokuzuncu ülkesidir. Soydaş devletlerin ve Müslüman ülkelerin içerisinde yüzölçümü bakımından en büyüğü ve doğal kaynaklar açısından en zenginidir.[1]

Kuzeyde Rusya Federasyonu, güneyde Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan, doğuda Çin Halk Cumhuriyeti, Kazakistan’ın komşularıdır. Doğu Kazakistan, Pavlodar, Kuzey Kazakistan, Kostanay, Aktöbe, Batı Kazakistan, Atırau idari bölgeleri Rusya Federasyonu’nun 12 idari bölgesiyle sınır komşusudur. Kazakistan’ın Rusya ile 6 bin 846 km, Özbekistan ile 2 bin 203 km, Çin ile bin 533 km, Kırgızistan ile bin 51 km ve Türkmenistan ile 379 km sınırı vardır.[2] Ülkenin Aral Gölü’ne ve Hazar Denizi’ne kıyısı bulunmaktadır. İran ve Azerbaycan ile Hazar Denizi üzerinden sınırı vardır.

Okyanuslara erişimi bulunmayan ülkenin topraklarının %58’i çöllerden, %26’sı bozkırlardan, %5.5’i ormanlardan oluşmaktadır. Ülkede küçük büyük 48 bin göl olup bunların en büyükleri Balkhaş, Alakol ve Zaysan’dır, ayrıca ülkede 8 bin 500 nehir bulunmaktadır.[3] Kazakistan okyanuslara uzak olması sebebiyle karasal iklime sahiptir. Kışları aşırı soğuk ve kurak, yazları ılık geçer. Moğolistan’ın başkenti Ulan Batur’dan sonra dünyanın en soğuk ikinci başkenti Nur-Sultan’dır.[4]

Ülkenin resmi dili Kazakça’dır ve para birimi Tenge’dir. 1 Amerikan Doları 435 Kazak Tengesi değerindedir.[5] Kazakistan; uranyum, çinko, kurşun ve krom yatakları zenginliğinde dünyada ikinci, bakır ve manganda dünyada üçüncüdür. Altın, demir ve kömür rezerv sıralamasında ilk onda; alüminyum, petrol ve doğalgaz rezerv sıralamasında ilk yirmi ülke arasındadır. Ülke sınırları içerisinde iki trilyon dolar değerinde keşfedilmiş doğal kaynak zenginliği bulunmaktadır. Ülkenin hammadde ve mineral üretimi ihtiyacının çok üzerindedir bu yüzden bakır, mangan, kil, titanyum, bizmut arzının %90’ı, çinko, kurşun, petrol arzının %80’i, krom, demir cevheri, kömür, doğalgaz arzının %50’si diğer ülkelere ihraç edilmektedir.[6]

Kazakistan Cumhuriyeti idari bakımdan 14 il, milli simge haline gelmiş 3 şehir (Nur-Sultan, Almatı, Şimkent), 175 ilçe, 84 şehir, 35 köy ve 7031 kırsal yerleşim bölgesinden meydana gelmektedir. 2018 itibariyle nüfusu 18.311.735’tir. 2009 yılında gerçekleşen ulusal nüfus sayımına göre nüfusun %67.7’sini Kazaklar, %23.7’sini Ruslar, %2.85’ini Özbekler, %2.08’ini Ukraynalılar, %1.4’ünü Uygurlar, %1.28’ini Tatarlar, %1.11’ini Almanlar ve %4.51’ini diğer ırklar oluşturmaktadır. Kazakistan Cumhuriyeti 130 farklı etnik gruba ev sahipliği yapmaktadır.[7] Bununla beraber nüfusun %70’ini Müslümanlar, %26’sını Hıristiyanlar, %0.2’sini Budistler, %3’ünü dinsizler ve %0.1’ini diğer inanışlara mensup kimseler oluşturmaktadır.[8] En kalabalık üç şehri sırasıyla: 1 milyon 854 bin 656 kişi ile Almatı, 1 milyon 78 bin 384 kişi ile Nur-Sultan ve 1 milyon 9 bin 86 kişi ile Çimkent’dir.

Kazakistan’ın gayrisafi yurt içi hasılası 2019 yılı verileri için 180 milyar $ iken, kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasılası 8 bin 800 $ seviyesindedir. Kazakistan’ın KBGSYİH değeri Türkiye’den 800 $ daha azdır. GSYİH dünya sıralamasında 53. sıradadır. İhracatı 61 milyar $ iken, ithalatı 34 milyar $ civarındadır. İlk beş ihracat ortağı sırasıyla: Rusya Federasyonu, Çin, Almanya, İtalya ve ABD’dir. İlk beş ithalat ortağı sırasıyla: İtalya, Çin, Hollanda, Rusya Federasyonu ve Fransa’dır. Büyüme oranı ise %4.5 seviyesindedir.[9] Ülkedeki yaşam süresi ortalama 73 yıldır ve bu istatistik Türkiye’ye oranla beş yıl daha azdır. Ülke nüfusunun %2.5’i ulusal yoksulluk sınırın altındadır ve işsizlik oranı %5’tir. Karbondioksit emisyonu kişi başı 14 metrik tondur ve bu oran Türkiye’den yaklaşık üç kat daha fazladır.[10]

Kazakistan’ın Tarihi

Kelime anlamı bakımından ‘‘Kazakistan’’ sözcüğü Kazak yurdu demektir. Yurdundan ayrılan, ulusundan ayrılarak göçebe yaşayan akraba topluluklarına dokuzuncu, onuncu yüzyıllardan itibaren ‘‘Kazak’’ denilmiştir ve ‘‘Kazak’’ kelimesi başına buyruk, yiğit, bekâr, cesur anlamlarına gelmektedir. Moğol saldırılarından kaçan Kazak kabileleri İdil-Altay bölgesine yerleşerek Türk, Sibir ve Moğol kökenli kavimlerle karışarak Kazak halkını oluşturdular.[11] Hun İmparatorluğu döneminden itibaren Türklerin doğudan batıya göç ve akın hareketleri sebebiyle Kazakistan Türk tarihinin izlerini taşıyan önemli bir coğrafyadır. Avrupa Hunları, Hazar, Bulgar, Peçenek, Kıpçak-Kuman ve Uzlar dönemlerinde de coğrafya yoğun bir Türk nüfusuna ev sahipliği yaptığı gibi merkez bir üst olma özelliğini muhafaza etmiştir.[12]

Kazak halkı önce Moğolların daha sonra Timurluların hâkimiyetinde yaşadı. 15. yüzyılda Ebulhayır’ın yönetimindeki Kazak toplulukları Timur’un oğullarının yönetiminden ayrılarak teşkilatlandılar ve Kazak Hanlığı’nı kurdular. İlk birleşik hanlık ise Kasım Hasan tarafından 16. yüzyılın başlarında kuruldu. Hızlı nüfus artışı sonucu Kazaklar bugünkü Kazakistan coğrafyasına kadar yayıldılar.[13] Kazaklar zaman içerisinde birleşik yönetimden üç otoriteli sisteme geçseler de zaman zaman yararlı olmadığını görüp tek merkezli otoriter sisteme geri dönmüşlerdir. Birleşik Kazak Hanlığı’nın son hükümdarı Takve Han oldu.   

Altun Orda Devleti’nin yıkılışının ardından Rusya, coğrafyanın Türkistan’a açılan bir kapı olduğunu anlamış ve bölgeyi hâkimiyeti altına almak için çalışmalara başlamıştır. Özellikle Ruslar, Türklerin hem birbirleriyle hem de yabancı halklarla olan çatışmalarını iyi analiz etmiş ve stratejilerini bunun üzerinden inşa etmişlerdir. Yeri geldiğinde rüşvet vererek yeri geldiğinde himaye altına alarak bölgeyi kontrol etmeyi başarmışlardır. Türklerin kendi aralarındaki mücadeleleri Rusya’nın Asya’yı işgal etmesini kolaylaştırmıştır.[14]

1734 yılında Orta Cüz, 1738 yılında da Ulu Cüz Rus hâkimiyetine boyun eğmek zorunda kaldı. Rus yönetimi Kazaklara vatandaş gözüyle bakmadı ve yabancı olarak adlandırdı. Kazaklar kısmen kendi hukuklarına bağlı kaldı. Ruslar yaklaşık 150 yıllık hâkimiyetleri vesilesiyle göçebeleri medeniyetle tanıştırdıklarını, iktisadi gelişmeler hakkında bilgi sahibi yaptırdıklarını söyleseler de Türkistan’da şeklen değişiklik dışında bir gelişme meydana gelmemiştir. Rus Çarlığı bölgeye göçü teşvik etmek amacıyla kendi vatandaşlarına ev inşa etmek için ücretsiz arsa ve tarım yapmak için tarla verirken Türklerin aynı taleplerini reddetmiştir. Zaman zaman kötü yönetime karşı ayaklanan Kazak halkı bir neticeye ulaşamamış ve çok sayıda kayıp vermiştir.[15]

Rus Çarlığı’nın 8 Şubat 1904 ile 5 Eylül 1905 tarihleri arasında Japonya ile yaptığı savaşı kaybetmesi sonucunda Çar II. Nikola ülkesindeki gerginlikleri azaltmak, siyasal ve ekonomik istikrarsızlıkları sona erdirmek ve gittikçe artan grevleri dindirmek amacıyla Ekim 1905’te bir manifesto yayınladı. Manifestoya göre parti ve dernek kurulabilecek, seçim hakları genişletilecek, basın ve toplantı özgürlükleri sağlanacak ve bir yasama meclisi oluşturulacaktı. Bu yeni manifesto devrim niteliğindeydi ki, nitekim tarihe 1905 Rus Devrimi olarak geçmiştir. Muhafazakârlar, liberaller ve demokratik kesimler hemen parti kurma çalışmalarına başladılar. Muhafazakâr kesimler çarlık hükümetini desteklerken, demokratik kesimler muhalefet görevini üstlendi ve Duma’da, yani parlamentoda, kendi görevlerini icra ettiler. Kazak aydınlar da parlamentodaki muhalefet partisini kendilerine örnek almışlardır.[16]

1905 Rus Devrimi, Kazaklar arasında müthiş bir sevinçle karşılandı. Kendi hak ve hürriyetlerini korumak, geliştirmek için çalışmalara ivedilikle başlandı. Alihan Bökeyhan ve Ahmet Baytursın gibi ulusal önderlerin öncülüğünde parlamentoya birçok dilekçe yazıldı. Dilekçelerin genel içeriği şöyleydi: din ve vicdan özgürlüğü, eğitim sorunu, söz ve basın özgürlüğü, kendi kendini temsil etme hakkı, mahalli yönetimde söz sahibi olma, günün şartlarına uymayan Bozkır Nizamnamesi’nin modern yasalarla değiştirilmesi, hayvancılık ve tarımdaki vergilerin yüksek olması, Kazak topraklarının dıştan gelen göçmenlere verilme sorunu ve Kazak topraklarının Kazakların mülkü olduğunun kabulü. Kazaklar kendi aralarında da ikiye bölünmüş vaziyettelerdi. Bir tarafta eğitimini Rusça almış seküler aydın kesim, bir tarafta dini eğitim almış muhafazakâr milliyetçi kesim. 1906 yılında yedi bölgenin de temsil edildiği bir siyasi parti sözde kurulmuş olsa da siyasi bir topluluk olmanın ötesine geçemedi. Nitekim parti kurulma çabaları ve yazılan dilekçeler amacına ulaşamadı. Bunun en önemli sebepleri arasında Kazakların siyasi bir teşkilat kurmak için yeterli tecrübelerinin olmaması ve Rus yönetiminin sömürdüğü coğrafyanın ileride oluşabilecek bir bağımsızlık fikrine kapılmasını istememesiydi.[17]

Birinci Dünya Harbi’nin patlak vermesinden sonra Rus yönetimi, 19-43 yaşları arasındaki 250 bin Kazak’ı cephe gerisinde görev yapmak üzere askeri hizmete çağırdı ve bununla birlikte savaş gereksinimleri vergisi adıyla Kazakistan’daki doğal kaynaklara, gıda ve tarım ürünlerine büyük oranlarla el koydu. Devrimden savaşa kadar olan sürede de Kazakistan toprakları Rus kökenli köylülerine ve Hıristiyan misyonerlerine veriliyordu. Kazaklar zorla göç ettiriliyordu. Rus yönetiminin verdiği el koyma ve askere çağırma kararları Kazakları isyana sürükledi ve 1916 yılında Kazaklar teşkilatlanarak Rus askeri personellerini ve hükümet yetkililerini öldürmeye başladılar. İsyan genişleyerek ulusal bağımsızlık hareketine dönüştü. Sömürge sistemleri yıkılarak, hanlık sistemleri kuruldu ve düzenli ordular oluşturuldu. Rus hükümeti isyanı bastırmak ve ayaklananları cezalandırmak için ciddi miktarlardaki askeri personeli bozkırlara sevk etti. Yedisu vilayetindeki Kazak ve Kırgızlar modern silahlarla karşılarına çıkan Rus güçleri karşısında ağır yenilgiye uğradılar. Tam sayıları belli olmamakla birlikte bölgedeki 300 bin civarındaki Kazak ve Kırgız, Çin yönetimi altında olan Doğu Türkistan’a kaçmak zorunda kaldı. Torgay bölgesindeki güçlü direniş 1917 devrimine dek bastırılamamıştır. Kısacası 1916 ayaklanması kanlı bir şekilde bastırıldı. Yüz binlerce Kazak öldürüldü ve bununla birlikte yine yüz binlerce Kazak göç etmek zorunda kaldı.[18]

Şubat 1917’de çarın devrilmesiyle Kerenskiy önderliğindeki geçici hükümet yönetimi devraldı. Bolşeviklerin ve solcuların çoğunlukta olduğu Sovyetler, Ekim Devrimi ile geçici hükümeti Kasım 1917’de devirerek yönetime el koydu. Böylelikle monarşi taraftarı Beyaz Ordu ile sosyalizm taraftarı Bolşevikler arasında geçen iş savaş patlak verdi. Bolşevikler 1922 yılında iç savaştan galip çıkarak Sovyetler Birliği’ni kurdular.[19] Şubat İhtilali sonrasında Kazaklar fırsattan istifade ederek Alihan Bökeyhanov önderliğinde Alaş Orda hükümetini kurdular. Komünistler, Beyaz Ruslar ile olan mücadelelerinde Türk ve Müslümanları yanlarına çekebilmek amacıyla 3 Aralık 1917’de ‘‘Rusya’nın ve Doğu’nun Bütün Müslüman Emekçilerine’’ beyannameleri ile Müslüman ve Türklere bağımsızlıklarını ilan edebileceklerini hatta isterlerse Rusya’dan ayrılabileceklerini vaat ettiler. Bu beyanname üzerine çeşitli coğrafyalarda cumhuriyetler ve hükümetler kuruldu. Ancak ilerleyen yıllarda görüleceği üzere Komünistlerin Türk ve Müslümanların bağımsız birer devlet kurmaları için izin vermek gibi bir niyetleri hiç olmamıştı. Farklı coğrafyalarda kurulan hükümetler ve otonomiler teker teker dağıtıldı ve yerlerine komünist birimler oluşturuldu.[20]

1918 yılının şubat ayında Kızıl Ordu Orenburg’u işgal etti. Kazaklar ve Sovyetler arasında bazı görüşmeler yapılsa da bir sonuç çıkmadı. Mart ayında da Alaş Orda hükümeti dağıtıldı. 1919 yılında da Kazaklar için kukla bir devlet kuruldu. Kazakların otonomisi kanlı bir şekilde bastırılmış oldu.[21] İç savaşın ve Bolşeviklerin Kazak coğrafyasında yaptıkları yağma ve gasplar Kazak halkının açlıkla mücadele etmesine sebep oldu. 1920 ve 1921 yıllarında kışın uzaması ve ekinlerin çıkmaması durumu daha da kötü bir hale getirdi. Sovyetler açlıkla mücadele eden halka hiçbir yardımda bulunmadı, görmezden geldi. Bir milyona yakın Kazak Türkü açlıktan ve açlık sonucu artan hastalıklardan hayatını kaybetti. Yönetim, kıtlığı gidermek için yardım edeceğine mevcut iç savaşı finanse etmek için elindeki kaynakları kullandı ve Kazakları göz göre göre ölümle baş başa bıraktı. 1922 yılında Sovyet yönetimi mevcut sistemi halka benimsetmek ve ekonomiyi canlandırmak adına bazı tedbirler ve kararlar aldı. Bu kararlar arasında Kazakistan’daki vergilerde indirime gidilmesi de mevcuttu. Ne var ki, verimli toprakların çoğu çarlık döneminde Ruslara tahsis edilmişti. Alınan kararların Kazaklar üzerinde olumlu bir etkisi olmasa da ellerindeki topraklarda hayvancılıkla uğraşarak bir nebze olsun ekonomik olarak gelişim gösterebildiler.[22]

Lenin’in vefatının ardından Stalin, Lenin’in ekonomik girişimlerini değiştirerek sosyalizme geçişi hızlandırdı. Eylül 1925’de yerel parti teşkilatının başına Moskova’dan idareciler gönderilerek, az da olsa gelişmiş demokratik kurum ve kuruluşların faaliyetleri sonlandırıldı. Sovyetleştirme çalışmaları hız kazandı. 1929 yılına gelindiğinde bizzat Stalin’in talimatlarıyla Kazakistan’da kollektifleştirme programı ve göçebelerin yerleşik hayata geçiş süreci başlatıldı. 1929 yılından 1938 yılına kadar bu program devam etti. Kollektifleştirmeye karşı çıkan Kazaklar Sovyet güçlerince yargılandı veya öldürüldü. Bu programla Kazakların sosyo-ekonomik yapısı darmadağın oldu. Yoksullaşan halk bir kez daha açlıkla karşı karşıya kaldı. Tam sayısı kesin olmamakla beraber 2 milyon ile 4 milyon arası Kazak 1931-1933 yılları arasında açlık ve açlığa bağlı artan hastalıklar sebebiyle hayatını kaybetti. Açlıktan ve zorbalıktan dolayı başarabilenler çevre ülkelere kaçtı. Bu dönemde kaçanlarla birlikte Kazakistan, nüfusunun üçte ikisini kaybetmiş ve kendi topraklarında azınlık durumuna düşmüştür.[23]

Sanayileşme çalışmaları da aynı dönemlerde hız kazandı. Kazakistan tabiri caizse bir sanayi ülkesi haline geldi. Petrolde Azerbaycan ve Rusya’dan sonra birlik içinde üçüncü, yine aynı şekilde kömürde Donbas ve Kuzbas’dan sonra üçüncü sıraya geldi. Birçok fabrika açıldı ve üretim çalışmaları hızlandırıldı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Kazakistan Rusya’nın üretim ve depo merkezi haline geldi. Yine aynı dönemlerde 1936-1938 yıllarında Rusya’nın hâkimiyetine karşı çıkan aralarında yazarların, öğretmenlerin, gazetecilerin, siyasetçilerin vb. meslek gruplarından olan on binlerce entelektüel aydın vatan hainliğiyle suçlanarak partiden ihraç edilmiş, ya öldürülmüş ya da sürgüne gönderilmiştir.[24]

1941 yılına gelindiğinde Hitler’in Nazi Almanya’sı Stalin’in Sovyet Rusya’sına savaş açtı. Stalin Kazakistan’dan 1 milyon 200 bin kişiyi cephede savaşmak üzere askere aldı. Askere alınanlar kırsal kesimlerdeki kollektif çiftliklerde çalışan köylü kesimindendi. Böylelikle işgücü alanında sıkıntılar baş gösterdi. Kadın ve çocuklar azalan iş gücünü telafi etmek amacıyla çalıştırılmaya başlandı. Ayrıca hayvanların çoğuna el konulmuş, fazladan savaş vergisi getirilmişti. Kazakistan’ın acı dolu günleri hiç bitmeyecekmiş gibi devam etmekteydi.[25] II. Dünya Savaşı Hitler’in mağlubiyeti ile sonuçlandı. Savaş sırasında beş yüzden fazla Kazak askeri üstün başarılarından dolayı ‘‘Sovyetler Birliği Kahramanı’’ ünvanı aldı.[26]

1954 yılında ‘‘Bakir Topraklar Projesi’’ kapsamında Sovyetler Kazakistan coğrafyasındaki tarım alanlarını genişlettiler ve toprağı işlemek üzere yüzbinlerce Slavı bu coğrafyaya göç ettirdiler. Bilimsel çalışmaların yapılmış olmasına rağmen Sovyetler milyonlarca ruble harcayarak projeyi desteklediler. İklim koşullarının verimli olmayışı ve yanlış tarım yapılması milyonlarca hektar araziyi etkilemiş erozyonlara ve kuraklığa sebebiyet vermiştir.[27]

Kazakistan Komünist Partisi sekreteri Konayev’in yerine Rus asıllı Kolbin’in getirilmesi Kazaklar arasında başkaldırmanın fitilini ateşledi. 17-18 Aralık 1986’da Almatı’da gerçekleşen gösteriler ulusal bir hal aldı. Aslına bakılırsa bu başkaldırının sebebi onlarca yıldır süregelen Rus sömürüsü ve zorbalığıydı. Gösteriler güvenlik güçlerince bastırıldı. İki gün süren bu olaylar Kazakistan’ın bağımsızlığına giden yoldaki önemli mihenk taşlarından biri olmuştur.[28]

SSCB’nin Dağılması ve Bağımsızlık

1989 yılından itibaren SSCB hızlı bir dağılma sürecine girmişti. Dağılma sürecine girmesinin öncesinde iç sarsıntıyı başlatıcı olay Brejnev döneminde, 1975 yılında 35 ülkenin imzaladığı Helsinki Nihai Senedi olmuştur. Doğu-Batı arasında bir yumuşatma getirmesi amaçlanan bu senet, Sovyet çatısı altındaki ülkelerde insan hakları, özgürlük ve hürriyet hareketlerini başlatmıştır. Aynı zamanda Brejnev’den sonra başa geçen Andropov ve Çernenko’nun ölümleri, daha genç ve sağlıklı kimselerin genel sekreter olması fikrini parti içinde yaygınlaştırmıştır. Çernenko’nun ardından başa geçen genç Gorbaçov’un döneminde birliğin dağılacağını kimse tahmin bile edememiştir.[29]   

Sovyetler Birliği Komünist Partisi lideri Mihail Gorbaçov dağılmayı önleyebilmek için arayış içine girişmişti. Yapılan parti toplantısında parti kadrolarının güçlendirilmesi kararı alınmıştı. Gorbaçov’a kendi isteğiyle Halk Temsilcileri Kongresi’nde üstün yetkiler tanındı ve devlet başkanlığına getirildi. Böylelikle Gorbaçov, birliği oluşturan on beş cumhuriyetin üzerinde doğrudan denetim sağlayabilecekti.[30]

1990 yılının Şubat ayında Amerika Birleşik Devletleri’ndekine benzer bir başkanlık sistemi kabul edildi. Aynı zamanda Moskova’da iki yüz bin kişinin katıldığı protestolar ve yürüyüşler gerçekleşti. Partinin ülkedeki tekeline son vermek ve reform isteyen halk sokaklara çıkmıştı. Parti yönetimi hemen çalışmalara başladı ve daha demokratik temellere dayanma temennisinin göstergesi olarak “parti, halk için vardır” ibaresini anayasaya soktu. Gorbaçov kendi iktidarını partiye değil de direk olarak halka dayandırmak istiyordu. Bu yüzden sisteme ve partiye olan eleştirilerini zaman zaman açıkça ifade etmekten çekinmiyordu ve gerekli düzenlemeleri de uygulamaya geçiriyordu.[31]

Doğu Avrupa’da gerçekleşen 1989 Devrimi komünist iktidarları teker teker iktidardan indirdi. Polonya, Doğu Almanya, Çekoslovakya, Macaristan, Bulgaristan, Romanya devrimden nasibini aldı. Yugoslavya’da iç savaş patlak verdi. 1990 yılının aralık ayında Gorbaçov birliğin adını değiştirme tasarısını Halk Temsilcileri Kongresi’ne sundu. Egemen Sovyet Cumhuriyetleri Birliği adıyla ekonomik birliğe vurgu yapılıyor, sistem değiştirilmek isteniyordu.

Devlet Güvenlik Örgütü Başkanı Vladimir Kryuchkov ayrılıkçı hareketlerin devam etmesi halinde ordunun müdahale edeceğini açıkça vurgulayarak darbe tehdidinde bulunuyordu. Buna rağmen kongre, birliğin yeni adını Egemen ve Eşit Devletler Federasyonu olarak kabul etti. Gorbaçov farklı kesimlerden gelen tepkileri dindirmek amacıyla Baltık cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını engellemek adına, elli yıl sonra bu cumhuriyetlere asker gönderdi. Kongrenin kabul ettiği federasyon yasasının birlik içindeki on beş ayrı cumhuriyet tarafından imzalanması ve kendi meclislerinden geçirilmesi gerekiyordu. Cumhuriyetlerin bir kısmı çoktan imzalamıştı. 20 Ağustos 1991 günü yeni federasyon anlaşması imzalanacaktı. Anlaşmanın öncesinde Gorbaçov ailesiyle birlikte tatildeydi. Ancak 18 Ağustos 1991 günü aralarında üst düzey yöneticilerin bulunduğu Devlet Komitesi, Devlet Güvenlik Örgütü aracılığıyla darbe düzenledi. Kryuchkov’un tehditleri gerçekleşiyordu. Ancak darbe, halk ve uluslararası güçler tarafından desteklenmediği için başarıya ulaşamayarak iki gün içinde son buldu.[32]

Darbenin bastırılmasında ünü parlayan Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin iktidarın iplerini eline alıyor ve Gorbaçov’un imajını siliyordu. Nitekim Gorbaçov 24 Ağustos 1991’de parti liderliğinden istifa ettiğini açıkladıktan hemen sonra, parlamento partinin faaliyetlerinin bittiğini duyurdu. Partinin feshedilmesiyle Ukrayna bağımsızlığını ilan etti. Artık SSCB’nin ayakta kalması mümkün değildi. Ukrayna’nın ardından diğer ülkeler de tek tek bağımsızlıklarını ilan ettiler. Gorbaçov devlet başkanlığı görevini sürdürüyor olsa da artık güç Yeltsin’deydi. 21 Aralık 1991 günü eski Sovyet Cumhuriyetleri Kazakistan’ın başkentinde toplanarak eski birliğin yerine Bağımsız Devletler Topluluğu’nu kurdular, bu SSCB’nin fiilen bittiğinin göstergesiydi. 25 Aralık günü Gorbaçov televizyonda yaptığı konuşmayla görevinden istifa ederek nükleer savaş kodlarının bulunduğu çantayı Yeltsin’e verdi. Böylelikle SSCB tarihe karışmış oluyordu. Kazakistan 16 Aralık 1991’de bağımsızlığını çoktan tüm dünyaya ilan etmişti.[33]

Nursultan Nazarbayev

Kazakistan’ı anlayabilmek için Nursultan Nazarbayev’i tanımak büyük önem arz eder. Kısa bir biyografisini paylaşmak çalışmamız adına faydalı olacaktır.[34]

Nursultan Abişulı Nazarbayev, 6 Temmuz 1940’da SSCB bünyesindeki Kazakistan’ın başkenti Almatı yakınlarındaki Çemolgan Kasabası’nda dünyaya geldi. Müslüman bir çiftçi ailenin çocuğuydu. Ukrayna’da çelik dökümcülüğü eğitimi aldı. 1967 yılında Karagandi’deki teknik üniversitenin metalürji bölümünden mezun oldu. 1992 yılında da Rusya Bilimler Akademisi’nden ekonomi doktorasını aldı. Lisans eğitiminin ardından maden ocaklarında çalıştı. 1962 yılında Komünist Parti ile tanıştı ve görev aldı. 1976 yılında Karagandi Bölgesel Parti Komitesi’nde ikinci sekreter olarak göreve başladı. 1984 yılında Kazakistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti başbakanı oldu. 1989 yılında Kazak Komünist Partisi Genel Sekreterliği görevine getirildi. 1990 yılında Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin Politbüro üyesi oldu. 1991 yılında görevinden istifa etti. 1991 yılının aralık ayında bağımsız Kazakistan Cumhuriyeti’nin ilk devlet başkanı olarak kuruculuğu üstlendi.

İlk cumhurbaşkanı olarak anayasayı hazırlamak adına Serikbolsyn Abdilin’e yetki verdi ve 1993 yılında parlamento tarafından anayasa taslağı kabul edildi. 1994 yılında başkentin Astana’ya taşınmasını önerdi ve 1997 yılında başkent taşındı. 1 Aralık 1991’den, 19 Mart 2019’a kadar aralıksız cumhurbaşkanlığı yaptı. 2019’da demokrasinin gelişmesini desteklemek amacıyla görevinden istifa etti.

Ülkedeki doğalgaz rezervlerinin satışıyla ilgili Nazarbayev ve yönetiminin yolsuzluk yaptığına dair haberleri 1999 yılında gazetelerde yayınlandı. Kazakistan’daki muhalif bir gazeteye kundaklama saldırıları gerçekleşti. Nazarbayev 2012 yılında kendisine yönelik geniş kapsamlı dokunulmazlık yasası çıkarttı. Ülkede gerçekleşen protestolarda polisin sert müdahaleleri sonucunda hayatını kaybedenler oldu. İnsan hakları örgütleri ülkedeki yüzlerce kişinin insan onuruna yakışmayacak şekilde muamele gördüğünü ve işkenceye maruz kaldığını raporlarında belirtti. Dini gruplar ve azınlıklara yönelik kısıtlamalar getirildi. Muhalif siyasi parti ve görüşlere uyguladığı baskı nedeniyle Nazarbayev zaman zaman uluslararası basında yer aldı.[35] Son olarak geçtiğimiz haziran ayında Nazarbayev’in koronavirüs salgınına yakalandığı ve iyileştiği haberleri basında yer buldu.[36]

Dış İlişkiler 

16 Aralık 1991’de bağımsızlığını ilan eden Kazakistan’ı ilk tanıyan ülke soydaş Türkiye Cumhuriyeti olmuştur. Türkiye ve Kazakistan arasındaki ilişkiler köklerin aynı ve kültürlerin benzer olması sebebiyle hızla gelişerek devam etmiştir. 2009 yılında Nazarbayev’in Türkiye ziyaretinde ‘‘Stratejik Ortaklık Anlaşması’’ imzalanarak ilişkiler daha da geliştirilmek istenmiştir. Bölgedeki istikrarın ve barışın gelişerek devam edebilmesi adına iki ülke arasında ‘‘Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi’’ kurumsallaştırılmış, Türkiye ve Kazakistan, Türk Konseyi ve TÜRKPA’nın hayata geçirilmesinde öncü iki ülke olmuştur. Kazakistan ayrıca Uluslararası Türk Akademisine ev sahipliği yapmaktadır. İki ülke arasındaki bağların gücü gün geçtikçe daha da artmaktadır.[37]

Kazakistan, bağımsızlığını ilan ettikten sonra gün yüzüne çıkan Çin ile Sovyetler Birliği zamanından kalma sınır sorununu, 26 Nisan 1996 yılında kurulan Şangay Beşlisi Örgütü’nde çözüme kavuşturdu.[38] SSCB’nin dağılmasının ardından bölgede kalan nükleer silahlar Kazakistan’ı otomatikman dünyadaki nükleer güç bulunduran sınırlı ülkelerden biri yapıyordu. Ülke bir anda koca bir nükleer cephanelik durumuna düşmüştü. Bu durum Kazakistan’ın dünya çapında tehdit altında olmasına sebebiyet veriyordu. Nazarbayev’in öncülüğünde tüm nükleer silahlar Rusya Federasyonu’na transfer edildi ve tüm tesisler kapatıldı. Atom silahlarını deneme poligonunu kendi rızasıyla kapatan ilk ülke olarak tarihe geçti. Kazakistan bağımsızlığının ilk gününden itibaren nükleer silahlara karşı dünya kamuoyunda aktif rol oynadı. Çünkü SSCB’nin bıraktığı acılardan birisi de nükleer silahların ve deneylerin Kazakistan üzerindeki yıkıcı etkileriydi. Ayrıca Kazakistan’ın teklifiyle Birleşmiş Milletler tarafından 29 Ağustos günü ‘‘Nükleer Silahlardan Vazgeçme Günü’’ olarak kabul edilmiştir. Günün bir diğer önemi SSCB’nin ilk atom bombası denemesini 1949 yılının aynı günü gerçekleştirmiş olmasıdır. Nazarbayev ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa’nın nükleer projesi ve planlarının eksiksiz bir şekilde dünya kamuoyu ve alakalı örgütlerle paylaşılmamasını sert bir şekilde eleştirmekten çekinmemiştir.[39]

Nazarbayev daha bağımsızlığın ilk yılında yaptığı konuşmasında Kazakistan’ın dış politikadaki önceliklerini sırasıyla; Rusya ve BDT, Çin, Moğolistan, Hindistan, Pakistan, gelişmiş Batı ülkeleri, Türkiye ve İran ilişkileri olarak sıralamıştır. Günümüzde de bu önem sırası Kazakistan için devam etmektedir. Avrasya Ekonomik Topluluğu, Orta Asya Ekonomik İşbirliği, AGİT ve Şangay İşbirliği Örgütü gibi uluslararası alanda faaliyet gösteren birliklerde Kazakistan aktif rol üstlenmektedir. 1992 yılında Nazarbayev’in girişimleri sonucunda CICA yani Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı oluşturulmuştur. Asya’nın öncü ülkelerinin de dâhil olduğu 22 ülke günümüzde de girişimin bir parçasıdır. Nazarbayev 2005 yılında Orta Asya ülkelerinin oluşturacağı bir birlik kurulmasını teklif ettiyse de kabul görmedi. Kazakistan 120’den fazla ülkeyle diplomatik ilişkiler geliştirmiş, 60’dan fazla uluslararası teşkilata üye olmuştur.[40]

Kazakistan, tarihinde ilk kez 2016 yılında 2017-2018 yılları için Birleşmiş Milletler Teşkilatı Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliğine 193 ülkenin 138’inin güvenoyunu alarak seçilmiştir. Uluslararası terör, Afganistan, kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi, Afrika’da barış ve güven gibi birçok önemli konuda BM’deki sıfatını kullanarak çalışmalar hazırlamış ve dünya kamuoyunu bilgilendirmiştir.[41] Ayrıca EXPO 2017’ye de ev sahipliği yapmıştır ve fuar iş dünyası tarafından büyük beğeniyle karşılanmıştır. Fuarın Nur-Sultan’da yapılması Kazakistan’ın saygın ve güvenilir bir ülke olduğunun göstergesidir.[42]

Kazakistan, Rusya ile ilişkilerini geliştirmekte ancak bölgesel olarak onu dengelemeye çalışmaktadır. Avrasya Ekonomik Birliği ve daha öncesinde alınan gümrük birliği ile Rusya, Beyaz Rusya ve Kazakistan arasındaki ticaret hacmi ve ilişkiler önemli bir mesafe kat etmiştir. Son dönemlerde Rusya ve Kazakistan uzay teknolojileri, füze fırlatımları, uydu teknolojileri, nano teknolojiler, enerji ve enerji sevkiyatı alanlarında işbirliği yapmaktadır. Kazakistan bin 700 km sınır paylaştığı Çin ile olan ilişkilerine önem vermektedir. 1990’lı yılların başlarından itibaren Çin malları hızlı bir biçimde Kazakistan pazarına giriş yapmıştır. Bunun en büyük sebebi Kazak devletinin güvenlik ihtiyacıdır. Ayrıca Batılı şirketlerin Kazakistan’daki enerji sektörüne yatırımını azaltmak için Çin menşeili şirketlere öncelik verilmiştir.[43]

ABD bölgedeki çıkarları sebebiyle Kazakistan’a önem vermektedir. 25 Aralık 1991’de bağımsızlığını tanımıştır. ABD’nin bağımsızlığını tanıdığı ilk Orta Asya ülkesi Kazakistan olmuştur. İki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesinin en önemli etkeni 2001 yılının eylül ayında gerçekleşen terör olaylarının akabinde Kazakistan’ın ABD’ye hava sahasını açması ve havaalanlarını kullandırmasıdır. ABD özellikle Kazakistan’da enerji sektörüne yatırım yapmaktadır. Kazak yönetimi de iki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmek adına enerji sektörlerindeki Amerikan yatırımlarına teşvikleri arttırmıştır. ABD, Kazakistan’ın pazar ekonomisine geçmesini kolaylaştırmış, demokrasinin yerleşmesi için çeşitli eğitim programlarına öncülük etmiştir. Kazakistan, ABD kadar olmasa da Avrupa Birliği ile de ilişkilerine önem vermektedir. Sadece ekonomik olarak değil insani boyutta da projelere imza atmaktadır. Avrupa ve Asya arasında bir köprü görevi görmeyi amaçlamaktadır.[44] Kazakistan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı resmi sitesinde 2020-2030 dönemini kapsayan dış politika doktrininde de Kazakistan’ın uluslararası alandaki hedefleri ve yöntemleri belirtilmektedir.[45]

Sonuç

Kazakistan coğrafi konumu sebebiyle tarih boyunca stratejik önem taşımıştır ve taşımaya devam etmektedir. Kazak halkının Çarlık Rusya ve Sovyetler Birliği döneminde çektiği sıkıntılar, açlık ve sefalet yüzünden gelen ölümler unutulmamalıdır. Bağımsızlığının ardından bir nebze rahatlayan Kazakistan geliştirdiği diplomasi ile dünya kamuoyunda saygınlığını kazanmış bir ülke olarak yapıcı politikalarla bölgedeki barış ve istikrarın sürmesi için mücadele etmektedir.

Kazakistan’ın mevcut rezervleri ve Asya ve Avrupa arasında bir enerji ve ticaret yolu olarak köprü görevi görmesi şahsi menfaatleri için önem arz etmektedir. Bu stratejik konumunu uluslararası alanlarda caydırıcı bir güç olarak kullanabilir. Süper güçler arasında ve çevresindeki ülkelerle denge politikası güderek arayı bulması, Kazakistan için yok sayılmayacak bir artıdır. Unutulmamalıdır ki ,Türkiye ve Rusya arasındaki uçak krizinde Kazakistan iki ülke arasında aracı rolü üstlenmiştir. Kazak demokrasisinin gelişmesi ve cumhuriyet kültürünün yerleşmesi adına Nazarbayev’in görevi devretmesi, Nazarbayev ve ekibinin ülkenin ve halkın geleceği adına olumlu bir harekettir.

Kazakistan’ın stratejik öneminin ve coğrafi konumunun çok daha ötesinde, soydaş ve dindaş olunması sebebiyle, Türkiye ve Kazakistan arasındaki dostluk ve kardeşlik bağları her zaman sağlamdır. Kazakistan’ın gelişimine katkıda bulunmak, ticari ilişkilerin dışında da birlik ve beraberliği geliştirmek Türkiye’nin sorumlulukları arasındadır. Kazakistan geleceğe emin adımlarla, bölgesel bir güç olarak yürümeye devam etmektedir.      

Fotoğraf: Dmitry Sumskoy

  KAYNAKÇA

  ADİLHANKIZI, D. S. (2015). ‘‘Kazak Türklerinin Tarihi ve Kazakistan’’. IKSAD Journal, s. 24-30.

  ARMAOĞLU, F. (2012). 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi (11 b.). İstanbul: Akım Yayınevi.

  ÇAPA, M. (2019). Sovyetler Birliği’nin Dağılması: Kazakistan Cumhuriyeti’nin Bağımsızlık Sürecinde Türkiye-Kazakistan Münasebetleri. Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 9(17), s. 1-23.

  ÇETİN, N. (2018). 20. Yüzyıl Başlarından Günümüze Türk Dünyası’ndaki Siyasi, İktisadi ve Kültürel Gelişmeler Uluslararası Sempozyumu Bildirileri. Almatı: Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, s. 754-785.

  GÖMEÇ, S. Y. (2020). ‘‘Sovyet Rusya Döneminde Kazakistan’’. Türk Dünyası Araştırmaları, s. 405-420.

  HEKİMOĞLU, S. F. (2012). Sovyetler Birliği Döneminde Kazakistan. Bölgesel ve Küresel Politikalarda Orta Asya, s. 390-425.

  HİZMETLİ, S. (2011). Kazak Ulusu ve Kazak Tarihi Üzerine: Dünü ve Bugünü. İstem.      Konya: Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü. 

  KARA, A. (2017). ‘‘Kazakistan Cumhuriyeti’’. Bağımsızlıklarının 25. Yılında Türk Cumhuriyetleri. İstanbul: Türk Dünyası Belediyeler Birliği Yayınları, s. 73-132.

  KESİCİ, A. K. (1999). Kazakistan’ın Etnik Yapısı, Bu Etnik Yapının Siyasal Örgütlenmelere Etkisi Doktora Tezi. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü.

  NOGAYEVA, A. (2019). ‘‘Geçmişten Günümüze Kazakistan’’. Asya Araştırmaları Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, 3(2), s. 347-353.

  ÖGEL, B. (1984). İslamiyet’ten Önce Türk Kültür Tarihi. Ankara.

  TALDYBAYEVA, D. (2012). Türk Dünyasında Entegrasyon Süreci: Türkiye-Kazakistan İkili İşbirliğinin Sürece Etkileri Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

  ÜNAL, F. (1999). Türkistan’da Hürriyet’e Koşanlar. Tarih ve Medeniyet. (61). İstanbul.

  Investing. ‘‘https://tr.investing.com/currencies/usd-kzt-converter’’,                               (Erişim Tarihi: 3.11.2020)

  Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, ‘‘http://www.mfa.gov.tr/turkiye-kazakistan-siyasi-iliskileri_.tr.mfa’’, (Erişim Tarihi: 9.11.2020)

  Anadolu Ajansı. ‘‘https://www.aa.com.tr/tr//astana-expo-2017-uluslararasi-fuar-alani-cazibe-merkezi-olma-yolunda/1525288’’, (Erişim Tarihi: 9.11.2020)

  Anadolu Ajansı. ‘‘https://www.aa.com.tr/tr/dunya/kazakistanin-bmgk-uyeligi-sona-erdi-/1353461’’, (Erişim Tarihi: 9.11.2020)

  Bureau of National Statistics of the Agency for Strategic Planning and Reforms of the Republic of Kazakhstan. ‘‘https://stat.gov.kz/census/national/2009’’,                              (Erişim Tarihi: 3.11.2020)

  The World Bank. ‘‘https://data.worldbank.org/country/kazakhstan’’,                            (Erişim Tarihi: 3.11.2020)                                

  World Integrated Trade Solution. ‘‘https://wits.worldbank.org/CountryProfile/en/Country/KAZ/Year/2018/Summary’’,           (Erişim Tarihi: 3.11.2020)

  Aljazeera Türk. ‘‘http://www.aljazeera.com.tr/gorus/kazakistan-ve-sovyetlerin-nukleer-mirasi’’, (Erişim Tarihi: 9.11.2020)

  World Atlas. ‘‘https://www.worldatlas.com/articles/the-coldest-capital-cities-in-the-world.html’’, (Erişim Tarihi: 3.11.2020)

  NTV. ‘‘https://www.ntv.com.tr/dunya/nursultan-nazarbayev-covid-19a-yakalandi,Kvr17r2RsUuGfunD-BUNjA’’, (Erişim Tarihi: 9.11.2020)

  Parliament of the Republic of Kazakhstan. ‘‘http://www.parlam.kz/en/kazakhstan’’,         (Erişim Tarihi: 9.11.2020)

  Offical Site of the President of the Republic of Kazakhstan. ‘‘https://www.akorda.kz/en/republic_of_kazakhstan/elbasy’’, (Erişim Tarihi: 7.11.2020)

  Offical Site of the President of the Republic of Kazakhstan. ‘‘https://www.akorda.kz/en/republic_of_kazakhstan/kazakhstan’’, (Erişim Tarihi: 3.11.2020)

  BBC Türkçe. ‘‘https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47629056’’,                           (Erişim Tarihi: 8.11.2020)

  Kazakistan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı. ‘‘https://www.gov.kz/memleket/entities/mfa/documents/details/21417?directionId=93&lang=kk’’, (Erişim Tarihi: 10.11.2020)

  Kazakistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği. ‘‘https://www.gov.kz/memleket/entities/mfa-ankara?lang=tr’’, (Erişim Tarihi: 10.11.2020)


[1] Ainur Nogayeva, ‘‘Geçmişten Günümüze Kazakistan’’, Asya Araştırmaları Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, Asya Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi, Ankara, Sayı: 2, Cilt: 3, 2019, s. 348.

[2] Kazakistan Cumhuriyeti Parlamentosu Resmi Web Sitesi: http://www.parlam.kz/en/kazakhstan (Erişim Tarihi: 3.11.2020)

[3] Damecan Sadik Adilhankızı, ‘‘Kazak Türklerinin Tarihi ve Kazakistan’’, IKSAD Journal, Journal of Institute of Economic Development and Social Researches, Kazakistan, 2015, s. 29.

[4] World Atlas ayrıntılı verileri için: https://www.worldatlas.com/articles/the-coldest-capital-cities-in-the-world.html (Erişim Tarihi: 3.11.2020)

[5] Güncel kur fiyatları için: https://tr.investing.com/currencies/usd-kzt-converter (Erişim Tarihi: 3.11.2020)

[6] Damecan Sadik Adilhankızı, a.g.m., s. 30.

[7] Kazakistan Cumhuriyeti Resmi Web Sitesi: https://www.akorda.kz/en/republic_of_kazakhstan/kazakhstan (Erişim Tarihi: 3.11.2020)

[8] Bureau of National Statistics of the Agency for Strategic Planning and Reforms of the Republic of Kazakhstan Resmi Web Sitesi: https://stat.gov.kz/census/national/2009 (Erişim Tarihi: 3.11.2020)

[9] World Integrated Trade Solution ekonomik verileri için: https://wits.worldbank.org/CountryProfile/en/Country/KAZ/Year/2018/Summary (Erişim Tarihi: 3.11.2020)

[10] World Bank ülke verileri için: https://data.worldbank.org/country/kazakhstan (Erişim Tarihi: 3.11.2020)

[11] Sabri Hizmetli, ‘‘Kazak Ulusu ve Kazak Tarihi Üzerine: Dünü ve Bugünü’’, İstem, Yıl: 9, Sayı: 17, Almatı, 2011, s. 4-6.

[12] Bahaeddin Ögel, İslâmiyetten Önce Türk Kültür Tarihi, 2. Baskı, Ankara, 1984, s. 23-38.

[13] Sabri Hizmetli, a.g.m., s. 28-30.

[14] Fatih Ünal, “Türkistan’da Hürriyete Koşanlar”, Tarih ve Medeniyet, Sayı: 61, İstanbul, 1999, s. 64.

[15] Saadettin Yağmur Gömeç, ‘‘Sovyet Rusya Döneminde Kazakistan’’, Türk Dünyası Araştırmaları, Cilt: 124, Sayı:245, Ankara, 2020, s. 4.

[16] Abdül Kayyum Kesici, ‘‘Kazakistan’ın Etnik Yapısı, Bu Etnik Yapının Siyasal Örgütlenmelere Etkisi’’, Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü, İstanbul, 1999, s. 107.

[17] Abdül Kayyum Kesim, a.g.m., s. 107-112.

[18] A.g.m., s. 112-116.; Saadettin Yağmur Gömeç, a.g.m., s. 408-410.

[19] Fahir Armaoğlu, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi, s. 71.

[20] Sefa Fuat Hekimoğlu, ‘‘Sovyetler Birliği Döneminde Kazakistan’’, Bölgesel ve Küresel Politikalarda Orta Asya, Ankara, 2012, s. 391-392.

[21] Damecan Sadik Adilhankızı, a.g.m., s. 28.

[22] Abdül Kayyum Kesici, a.g.m., s. 161-162.

[23] Nursulu Çetin, ‘‘1917-1945 Yıllarında Sovyet Kazakistan’da Yapılan Siyasi ve Ekonomik Reformlar ve Kazak Halkına Etkileri’’, 20. Yüzyıl Başlarından Günümüze Türk Dünyası’ndaki Siyasi, İktisadi ve Kültürel Gelişmeler Uluslararası Sempozyumu Bildirileri, Nisan 2018, Almatı, s. 770-774.

[24] A.g.m., s.774-778.

[25] Abdül Kayyum Kesici, a.g.m., s. 170.

[26] Nursulu Çetin, a.g.m., s. 779.

[27] Abdül Kayyum Kesici, a.g.m., s. 176-179.

[28] A.g.m., s.180-182.

[29] Fahir Armaoğlu, a.g.e., s. 456.

[30] Mesut Çapa, ‘‘Sovyetler Birliği’nin Dağılması: Kazakistan Cumhuriyeti’nin Bağımsızlık Sürecinde Türkiye-Kazakistan Münasebetleri’’, Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 9, Sayı: 17, 2019, s. 2-3.

[31] Fahir Armaoğlu, a.g.e., s. 457-458.

[32] Fahir Armaoğlu, a.g.e., s. 478-480.

[33] Mesut Çapa, a.g.m., s. 3-6.; Fahir Armaoğlu, a.g.e., s. 481.

[34] Resmi biyografisi için: https://www.akorda.kz/en/republic_of_kazakhstan/elbasy (Erişim Tarihi: 7.11.2020)

[35] ‘‘Nursultan Nazarbayev Kimdir?: Kazakistan’ı 28 Yıl Yöneten Rakipsiz Lider’’, BBC Türkçe, 19 Mart 2019, Çevrimiçi: https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47629056 (Erişim Tarihi: 8.11.2020)

[36] ‘‘Nursultan Nazarbayev Covid-19’a Yakalandı’’, NTV, 18 Haziran 2020, Çevrimiçi: https://www.ntv.com.tr/dunya/nursultan-nazarbayev-covid-19a-yakalandi,Kvr17r2RsUuGfunD-BUNjA (Erişim Tarihi: 8.11.2020)

[37] ‘‘Türkiye-Kazakistan Siyasi İlişkileri’’, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Resmi Web Sitesi: http://www.mfa.gov.tr/turkiye-kazakistan-siyasi-iliskileri_.tr.mfa (Erişim Tarihi: 9.11.2020)

[38] Dinara Taldybayeva, ‘‘Türk Dünyasında Entegrasyon Süreci: Türkiye-Kazakistan İkili İşbirliğinin Sürece Etkileri’’, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2012, s. 82.

[39] ‘‘Kazakistan ve Sovyetlerin Nükleer Mirası’’, Aljazeera Türk, 25 Mart 2014, Çevrimiçi: http://www.aljazeera.com.tr/gorus/kazakistan-ve-sovyetlerin-nukleer-mirasi (Erişim Tarihi: 9.11.2020)

[40] Abdulvahap Kara, ‘‘Kazakistan Cumhuriyeti’’, Bağımsızlıklarının 25. Yılında Türk Cumhuriyetleri, İstanbul, 2017, s. 102-104.

[41] ‘‘Kazakistan’ın BMGK Üyeliği Sona Erdi’’, Anadolu Ajansı, 1 Ocak 2019, Çevrimiçi: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/kazakistanin-bmgk-uyeligi-sona-erdi-/1353461 (Erişim Tarihi: 9.11.2020)

[42] ‘‘Astana EXPO 2017 Uluslararası Fuar Alanı Cazibe Merkezi Olma Yolunda’’, Anadolu Ajansı, 7 Temmuz 2019, Çevrimiçi: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/astana-expo-2017-uluslararasi-fuar-alani-cazibe-merkezi-olma-yolunda/1525288 (Erişim Tarihi: 9/11/2020)

[43] Abdulvahap Kara, a.g.m, s. 106-108.

[44] Abdulvahap Kara, a.g.m, s. 109-111.

[45] ‘‘Cumhurbaşkanlığı Kararı: 2020-2030 Dönemi Dış Politika Üzerine’’,                                                                 Kazakistan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, 9 Mart 2020,                                                                                                                                        Çevrimiçi: https://www.gov.kz/memleket/entities/mfa/documents/details/21417?directionId=93&lang=kk                            (Erişim Tarihi: 10.11.2020)