Politik iktisat büyümeyi dinamik bir ekonomik bölüşüm süreci olarak tanımlar çünkü yapısı gereği birikim ancak verimli bir tahsisatla oluşabilmektedir. Burada dinamiği oluşturan en önemli değişken verimliliktir. Örneğin, diktatoryal bir dağıtımı da optimal olarak nitelendirebiliriz ancak, uzun vadede verimli değildir. Verimli olması içinse ekonomik artığın rekabetçi maliyetlerle oluşturulmasından bahsetmemiz gerekmektedir. Dolayısıyla, ekonomik kaynakların bölüşüm mekanizmalarını oluşturmak büyüme ve gelişme dinamizmini belirleyecek en önemli kararlardan biridir. Ekonomik kaynaklardan kasıt, parasal değere tâbi olabilecek, dolayısıyla kısıtlı olan şeylerdir. Bölüşüm ise kaynakları kullanırken rekabetçi maliyete sahip ve verimli değerlendirebilecek ekonomik ajanlar arasında dağıtım olarak tanımlanabilir. Bu paylaştırmanın hangi mekanizma tasarımlarıyla verimli ve etkili olacağı ise ekonomi literatüründe önemli bir yer tutmaktadır.

Bu yazıda bölünemeyen bir objenin, herhangi ekonomik değerlemeye tabi bir kaynak olabilir, birden fazla hak iddia eden ajan arasında obje için en çok değerlemeye sahip kişiye objenin tahsisini parasal transfer olmaksızın sağlayan bir mekanizma yapısının oluşturulup oluşturulamayacağını Kral Süleyman metaforuna dayandırarak anlatmaya çalışacağım. Amacım gerçek hayatta uygulanabilecek efektif ihale mekanizmalarını ortaya koymak değil, bölüşüm sorununda problemin doğasına uygun mekanizmaların üretilebileceğini sezgisel olarak düşündürmektir. Sezgisel bir kazanımdan bahsettiğim için ve okuyucuyu sıkmamak adına oldukça teknik olan ihale mekanizmalarının matematiksel arka planını olabildiğince elimine ederek anlatmaya çalışacağım.

İncil’e göre (1 Kings 3:16-28 New International Version) aynı evde yaşayan iki kadın, Ann ve Betta diyelim, aralarındaki bir sorunu çözmek için Kral Süleyman’a gelir. Ann söz alır ve der ki “Kralım dün sabah uyandığımda kucağımda bebeğimin nefes almadığını gördüm ve fark ettim ki bu bebek benim değildi.” Ann’a göre, Betta dün gece kendi çocuğunun üstüne düştüğü için onu öldürmüştü ve daha sonra Ann’in kucağındaki bebeği kendi ölen çocuğuyla değiştirmişti. Bu sırada Betta söz alarak Ann’in söylediklerini yalanlar ve yaşayan çocuğun kendi çocuğu olduğunu iddia eder. Bu tartışma devam ederken Kral Süleyman yanındakilere kılıcını getirmelerini emreder ve der ki “Bu yaşayan çocuğu ikiye böleceğim ve yarısını sana yarısını sana vereceğim.” Bu sözlerden sonra Ann büyük bir panikle çocuğun Betta’nın olduğunu iddia eder ve ona vermesi gerektiğini söyler. Betta ise “ne ben ne de sen bu çocuğa sahip olacağız. İkiye böl!” der. Bunun sonucunda Kral Süleyman ancak gerçek bir annenin çocuğunun ölmesini istemeyeceğini düşünerek çocuğu Ann’e verir.

Kral Süleyman tehdit yolu ile sezgisel bir sonuca ulaşmıştır, ancak bu tehdit, gerçek annenin çocuğunu almasını sağlayabileceği gibi yalancı kişinin gerçek anneyi taklit ederek mekanizmayı manipüle etmesi gibi diğer sonuçları da doğurabilir. Ekonomik ajanlar arasında yapılacak ihale sistemiyle (başka ekonomik çözümler olsa da bu yazının konusu olan ihale sistemleri dikkate alınmıştır) bölünemez ihtilaflı objeyi, obje için en çok değerlemeye sahip kişinin para ödemeden almasını sağlamalıyız.

Yazının bu noktasında ikinci-fiyat ihalesinden bahsetmek istiyorum. İkinci-fiyat ihale sisteminde objeyi kazanan kişi, objeyi, verilen en yüksek ikinci fiyatı ödeyerek almaktadır. Eğer daha düşük değerlemeye sahip kişi manipüle amacıyla daha yüksek bir teklif verirse kendisinden daha yüksek değerlemeye sahip kişinin teklifini geçme olasılığı bulunmaktadır ve objeyi kendi değerlemesinin üstünde satın alarak negatif bir gelir elde edebilmektedir. Bu nedenle katılımcıların kendi değerlemesini teklif vermesi optimaldir. Ancak Kral Süleyman probleminde objeyi kazanan kişinin parasal transfer gerekliliğini elimine etme motivasyonumuz olduğu için ikinci-fiyat ihale sistemini kullanamamaktayız bunun yerine yalancı, yani gerçek anne olmayan kişinin ihaleden çekilmesini sağlamalıyız.

Bu yazıda literatürde ortaya konulmuş birkaç çözümün üzerinde duracağım. İlk olarak varsayımımızı oluşturalım: oyuncaların ihtilaflı obje için birbirinden farklı değerlemeler yaptığı genel bilgidir ve planlayıcı yüksek değerlemeye sahip olan kişiyi bilmemektedir.

İlk üzerinde duracağım çözüm planlayıcının oyunculara teşvik verdiği iki aşamalı bir mekanizma. Oyuncu A’nın obje için değerlemesine a, oyuncu B’nin obje için değerlemesine b diyelim. İki aşamalı bu oyunun ilk aşamasında oyuncular obje için “benim” veya “onun” stratejisini seçtikleri bir oyun oynarlar. Eğer iki oyuncu da “benim” stratejisini seçerse obje verilmeyecek ve getirileri 0 olacaktır. Eğer A oyuncusu “benim” B oyuncusu “onun” stratejisini seçerse A’nın getirisi a diğer oyuncunun getirisi 0, tam tersinde B’nin getirisi b diğer oyuncunun getirisi 0. Getirinin 0 olması teklif veren kişinin objeyi alamadığı anlamına gelmektedir. Eğer iki oyuncu da “onun” stratejisi seçerse oyun ikinci aşamaya geçecektir.

İkinci aşamada planlayıcı teşvik olarak oyuncu A’nın teklifini B’ye ve B’nin teklifini A’ya vermektedir. Daha sonra giriş ücreti alarak ikinci-fiyat ihale sistemini uygulamaktadır. Bu aşamada kendi değerlemelerini teklif olarak vermenin optimal olduğunu gören oyuncular ilk aşamada “onun” stratejisini seçmenin getirisini görmüş olurlar. Eğer Oyuncu A’nın değerlemesi daha yüksekse bu aşamada objeyi kazanacaktır ve getirisi objeyi aldığı için kendi değerlemesi (a) artı teşvik olarak aldığı (b) eksi ikinci en yüksek fiyatı ödediği için (b) ve eksi giriş ücreti (k), (a+b-b-k=a-k).  Daha düşük değerlemeye sahip Oyuncu B, metafor için yalancı kişi, bu aşamada aldığı teşvik (a) eksi giriş ücreti (k) yani (a-k) kadar getiri elde edecektir. Yalancı kişi ikinci aşamaya geçme stratejisinin getirisini daha iyi bulmaktadır ve “onun” stratejisini seçmektedir ancak gerçek anne giriş ücretiyle getirisini azalttığı için ilk aşamada “benim” stratejisini seçmektedir. Sonuç olarak parasal transfer olmaksızın gerçek anne yani obje için yüksek değerlemeye sahip kişi objeye sahip olacaktır.

Aynı sonucu elde edebileceğimiz başka bir mekanizma kurmak elbette mümkün. İkinci-fiyat ihale mekanizması şöyle modifiye edilsin: objeyi kazanan kişi çıkış opsiyonunu kullanarak ödeme yapmaksızın objeyi bırakabilir, kazanan ve kaybeden her iki taraf da verdikleri teklifi ödemek zorundadır. Bu mekanizmada yalancı kişi, yani daha düşük değerlemeye sahip kişi için gerçek kişiden daha fazla teklif verip çıkış opsiyonunu kullanmak optimal olacaktır çünkü eğer çıkış opsiyonunu kullanamazsa ikinci-fiyat ihale sisteminde kaybedeceği için negatif getiri elde edecektir ve bu mekanizma gerçek kişinin objeye parasal transfer olmaksızın sahip olmasını sağlayacaktır (aslında bu mekanizma 4 aşamadan oluşmaktadır ancak uzun çözümlemelerden dolayı özet olarak anlattım). Ya da örneğin oyuncular giriş ücreti olarak diğer oyuncunun teklifi hakkında yaptıkları tahmin ve diğer oyuncunun gerçek teklifi arasındaki farkı giriş ücreti olarak ödedikleri ikinci-fiyat ihale sistemi kurgulanırsa matematiksel çözümlemelerde yalancı kişi negatif getiri elde edeceği için obje üstünde hak iddia etmeyecektir.

Doğal olmayan monopollerin oluşturulması, reel ekonominin rekabetçi maliyetlere sahip ekonomik ajanlarla kurulması, sermaye-yoğun ya da emek-yoğun endüstrilere yatırım yapılması, vergi sisteminin yeniden dağıtıcı yapısı gibi genelleştirilebilir ekonomik sorunlar birer tahsisat problemidir. Ekonomik mekanizma tasarımı ise bu gibi tahsisat sorunlarını dinamik büyüme sağlamaya yönlendirmek üzerine oluşturulabilir. Ele aldığım Kral Süleyman probleminde objeyi bebek olarak ele aldığımızda gerçek anne, başka bir deyişle rekabetçi kişi, ekonomik tasarımlarla parasal transfer yapmaksızın objeyi alabilmiştir yani verimli bölüşüm bilimsel bir arka planla, uygulanabilirlikleri sorgulanabilir olsa da sağlanmıştır. Bu nedenle kamusal tartışma düzleminin de bilimsel bir eksene kaymasının verimli tasarruflara sebebiyet verebileceği aşikardır.                                                                                                                

Fotoğraf: Sharon McCutcheon